Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunda (TCK 134) 'delil elde etme saiki' ile yapılan kaydın hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmesinde, hukuka aykırılık bilincinin bulunmaması nasıl yorumlanır?
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda failin 'hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle' hareket etmesi manevi unsur için gereklidir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2024/2260 E. , 2024/5628 K. sayılı kararında, bir komşu kavgası sırasında park halindeki aracın ve şikayetçinin görüntüsünün delil olarak kullanılmak maksadıyla kaydedilmesi eylemi incelenmiştir. Karar, 'bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda' yapılan kayıtların hukuka aykırı kabul edilemeyeceğini ve bu hallerde kişinin hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket ettiğinden söz edilemeyeceğini belirtmiştir. Bu durum, failin suç işleme kastı olmaksızın, ani bir gelişme karşısında kendi veya haklarının korunması amacıyla delil toplama saikiyle hareket etmesi halinde hukuka aykırılık bilincinin oluşmadığı ve dolayısıyla suçun manevi unsurunun gerçekleşmediği anlamına gelir.