Yağma suçunda, failin kullandığı cebir veya tehdidin, malı almak için değil, malı aldıktan sonra kaçmasını kolaylaştırmak veya yakalanmasını önlemek için kullanılması durumunda, suçun niteliği ne olur?
Bu durumda suçun niteliği, cebir veya tehdidin kullanıldığı ana göre değişir. Ceza hukukunda bu durum 'hırsızlığın yağmaya dönüşmesi' (yağmaya teşebbüs) ile 'tamamlanmış hırsızlık + kasten yaralama/tehdit' ayrımını ortaya çıkarır. 1) Eğer fail, malı henüz zilyedin egemenlik alanından tam olarak çıkarmamışken (örneğin dükkanın içindeyken veya kapısından çıkarken) yakalanmasını önlemek için cebir/tehdit kullanırsa, hırsızlık suçu o anda yağmaya dönüşür. Çünkü cebir/tehdit, 'almanın tamamlanması' sürecinde kullanılmıştır. 2) Eğer fail, malı alıp olay yerinden bir miktar uzaklaşarak hırsızlık suçunu tamamladıktan sonra, kendisini kovalayan mal sahibine veya başkalarına, malı korumak veya kaçmak için cebir/tehdit kullanırsa, bu durumda yağma suçu oluşmaz. Bu halde, 'tamamlanmış hırsızlık' ve ayrıca 'kasten yaralama' veya 'tehdit' suçları oluşur ve gerçek içtima kuralları uygulanır. Kritik nokta, cebir/tehdidin, mal üzerindeki zilyetlik mücadelesi devam ederken mi, yoksa bu mücadele bittikten sonra mı kullanıldığıdır.