Sanık, bir kamuya açık alanda, tanımadığı bir kadının etek altı görüntüsünü kaydetmiştir. Sanığın eyleminin TCK m. 226 (müstehcenlik) suçunu oluşturup oluşturmayacağını, 'üretim' ve 'yayma' kavramları açısından tartışınız.
Sanığın bu eylemi, TCK m. 226'daki müstehcenlik suçunu değil, TCK m. 134'teki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur. TCK m. 226, müstehcen ürünlerin 'üretilmesi, satışa arz edilmesi, satılması, nakledilmesi, depolanması veya başkalarının kullanımına sunulması' gibi fiilleri cezalandırır. Görüntünün sadece 'kaydedilmesi', bu fıkradaki 'üretim' veya 'yayma' fiillerine tam olarak uymaz. 'Üretim', genellikle ticari veya dağıtım amaçlı bir hazırlık sürecini ifade eder. 'Yayma' ise, bu ürünün başkalarının bilgisine sunulmasıdır. Sanığın eylemi, henüz yayma aşamasına gelmemiş, sadece kayıt aşamasındadır. Yargıtay, bu tür eylemleri, yani rızasız ve gizlice mahrem bir anın kaydedilmesini, fiilin özüne daha uygun olan TCK m. 134/1-c.2 (görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal) kapsamında değerlendirmektedir. Eğer sanık bu kaydı daha sonra internette yayımlasaydı, o zaman TCK m. 226'daki (ve duruma göre TCK m. 134/2'deki) suçlar gündeme gelirdi.