Bir infaz koruma memuru, bir hükümlünün kurum dışına mektup çıkarmasına yardım etmiş, ancak mektubun içeriğinde bir suç örgütüne yönelik talimatlar olduğu sonradan anlaşılmıştır. Memurun, mektubun içeriğini bilmediği, sadece insani nedenlerle yardım ettiğini savunduğu bir durumda, TCK m. 297/2-f'deki ('örgütsel haberleşme araçları') suçtan sorumluluğu doğar mı?
Bu durumda memurun TCK m. 297/2-f'den sorumluluğunun doğması için 'kast'ının ispatlanması gerekir. Bu suç, ancak doğrudan kastla işlenebilir. Yani memurun, çıkardığı mektubun sıradan bir mektup değil, 'örgütsel haberleşme' amacıyla kullanıldığını bilmesi ve bu sonucu istemesi gerekir. Eğer memur, mektubun içeriğini gerçekten bilmiyorsa ve bilmesi de kendisinden beklenemeyecek bir durumdaysa, suçun manevi unsuru olan kast oluşmaz. Bu durumda memur, TCK m. 30/1'deki 'maddi unsurda hata' hükmünden yararlanabilir. Yani, fiilin kanuni tanımındaki 'örgütsel haberleşme aracı olma' niteliğini bilmediği için kastı ortadan kalkar ve bu suçtan sorumlu tutulamaz. Ancak, bu savunmanın inandırıcılığının mahkeme tarafından takdir edilmesi gerekir. Eğer memurun, hükümlünün örgüt bağlantısını bildiği veya mektubun içeriğinden şüphelenmesi gerektiği yönünde deliller varsa, o zaman olası kastla hareket ettiği veya en azından TCK m. 257'deki görevi kötüye kullanma suçunu işlediği sonucuna varılabilir.