TCK m. 149/1-gerekçesinde 'yarar' deyiminin geniş anlaşılması gerektiği ve mağdurun bir örgüte üye olmaya veya aidat ödemeye zorlanmasının da bu bent kapsamında olacağı belirtilmiştir. Bu durum, yağma suçunun konusunun sadece 'taşınır mal' olabileceği genel kuralıyla nasıl bağdaşır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #118665

Bu durum, ilk bakışta bir çelişki gibi görünse de, yağma suçunun modern yorumunda 'menfaat' kavramının genişletilmesiyle bağdaşır. Klasik olarak yağmanın konusu taşınır bir maldır (TCK m. 148). Ancak, TCK m. 149/1-g'deki 'yarar sağlama maksadı' ve gerekçedeki 'geniş yorum' ifadesi, bu nitelikli hal için farklı bir durum yaratır. Mağduru bir örgüte üye olmaya veya aidat ödemeye zorlamak, doğrudan bir 'malın alınması' değildir. Ancak bu eylem, cebir veya tehdit kullanarak, mağdurun malvarlığı üzerinde bir tasarrufta bulunmaya (aidat ödeme yükümlülüğü altına sokma) veya kişisel bir statü değişikliğine (örgüte üye olma) zorlanmasıdır. Bu, örgüt için bir 'yarar' (insan gücü, mali kaynak) anlamına gelir. Bu tür eylemler, 'menfaat yağması' veya 'senet yağması' gibi, malın fiziki olarak alınmadığı ancak ekonomik bir değer veya hukuki bir borç yaratıldığı durumlarla benzerlik gösterir. Kanun koyucu, özellikle örgütlü suçlarla mücadele kapsamında, örgütlerin sadece mal çalmakla değil, aynı zamanda haraç toplama, üye kazandırma gibi yöntemlerle de haksız yarar sağladığını görerek, 'yarar' kavramını bu nitelikli hal için geniş yorumlamış ve bu tür eylemleri de yağma suçu kapsamında değerlendirmiştir.