Bir sanık, bir sitede bulunan ve herkesin kullanımına açık olan yüzme havuzunun kenarına, belediyeden ruhsat almadan bir büfe inşa etmiştir. Bu eylemin TCK m. 184/4'teki 'özel imar rejimine tabi yerler' kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini tartışınız.
Bu eylemin 'özel imar rejimine tabi yerler' kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. TCK m. 184/4'te bahsedilen 'özel imar rejimine tabi yerler', kendilerine özgü kanunlarla (Örn: Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu, Turizmi Teşvik Kanunu, Kıyı Kanunu vb.) yönetilen ve genel imar planlamasından farklı kurallara sahip olan coğrafi alanları ifade eder. Bir sitenin ortak kullanım alanı olan bir yüzme havuzu ve çevresi, bu tanıma girmez. Bu tür bir yer, özel bir kanunla değil, Kat Mülkiyeti Kanunu ve genel imar mevzuatıyla yönetilir. Dolayısıyla, bu suçun oluşup oluşmadığı, sitenin bulunduğu yerin 'belediye sınırları içinde' olup olmadığına göre belirlenir. Eğer site belediye sınırları içindeyse ve inşa edilen büfe 'bina' niteliği taşıyorsa (üstü örtülü, içine girilebilen, kalıcı bir yapıysa), o zaman TCK m. 184/1'deki suç oluşur. Eğer belediye sınırları dışındaysa (ve özel bir imar rejimine tabi değilse), suç oluşmaz.