Sanık, mağdurun rızasıyla birlikte oldukları bir otel odasında, yine mağdurun rızasıyla cinsel ilişki görüntülerini cep telefonuna kaydetmiştir. Ancak daha sonra, bu görüntüleri mağdurun rızası dışında alıkoymaya devam etmiş ve yağma suçu sırasında bu görüntüleri ifşa etme tehdidinde bulunmuştur. Bu olayda özel hayatın gizliliğini ihlal suçu (TCK m. 134) oluşmuş mudur? Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2013/30189 E. sayılı kararındaki çoğunluk ve karşı oy görüşlerini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #118610

Bu olayda Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin çoğunluk görüşüne göre özel hayatın gizliliğini ihlal suçu oluşmuştur. Çoğunluk görüşü, görüntülerin başlangıçta rızayla çekilmiş olsa bile, sanığın sonradan bu görüntüleri 'rızası dışında alıkoymaya devam etmesinin' özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğini kabul etmiştir. Bu görüşe göre, rıza sadece çekim anı için geçerlidir; sonrasında bu görüntülerin failin elinde kalmasına yönelik bir rıza yoktur. Karşı oy ise, suçun oluşmadığı görüşündedir. Karşı oya göre, görüntüler rızaya dayalı olarak elde edildiği için özel hayatın gizliliği ihlal edilmiş değildir. Görüntüler ifşa da edilmemiştir. Bu nedenle TCK m. 134'ün unsurları oluşmamıştır. Görüntüleri ifşa etme tehditi ise, işlenen yağma suçunun devamı şeklinde olup, olayda tehdit suçunun özel bir şekli olan şantaj suçu da oluşmamıştır. Bu karar, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda 'rıza'nın kapsamı ve zamanlaması konusundaki hukuki tartışmayı göstermesi açısından önemlidir. Çoğunluk, rızanın sonradan geri alınabileceği veya kapsamının dar yorumlanması gerektiği ilkesinden hareket ederken, karşı oy fiilin işlendiği andaki rızanın varlığını yeterli görmektedir.