Yağma suçunda, failin mağdurdan aldığı malın, failin kendisine ait olduğuna inandığı bir mal olması (örneğin, borcunu ödemediği için geri aldığı bir eşya) durumunda, suçun manevi unsuru oluşur mu?
Bu durumda yağma suçunun manevi unsuru olan 'kendisine veya başkasına yarar sağlama kastı'nın özel bir türü olan 'haksız yarar' unsuru tartışmalı hale gelir. Fail, hukuken kendisine ait olduğuna inandığı bir hakkı (alacağını tahsil etme, malını geri alma) bizzat ve zor kullanarak elde etmektedir. Bu durum ceza hukukunda 'ihkak-ı hak' (hakkını kendi eliyle alma) olarak adlandırılır. 5237 sayılı TCK, ihkak-ı hak suçunu genel bir suç olarak düzenlememiştir. Ancak, failin amacı haksız bir yarar sağlamak değil, hakkı olanı geri almak ise, yağma suçunun 'haksız yarar sağlama' kastı tam olarak oluşmaz. Bu durumda eylem, yağma olarak değil, kullanılan cebir veya tehdidin niteliğine göre kasten yaralama veya tehdit suçu olarak değerlendirilir. Ancak, eğer alacak miktarı belirsizse veya fail alacağından daha fazlasını almaya çalışıyorsa, o zaman haksız yarar sağlama kastının varlığı kabul edilerek yağma suçu oluşabilir. Bu, somut olayın detaylarına göre mahkemenin takdir edeceği bir husustur.