Bir hükümlünün, infaz kurumunda yasak eşya olan bir cep telefonunu, sadece bir anlığına başka bir hükümlüden alıp bir arama yaptıktan hemen sonra geri vermesi eylemi, TCK m. 297/1'deki 'bulundurma' suçunu oluşturur mu? 'Bulundurma' fiilinin gerektirdiği süreklilik unsuru bu olayda gerçekleşmiş midir?
Bu konu tartışmalıdır ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. TCK m. 297/1'deki 'bulundurma' fiili, Yargıtay içtihatlarında genellikle anlık bir temastan ziyade, eşya üzerinde 'makul bir süre' fiili hakimiyet kurmayı gerektirir. Sadece bir anlığına, bir arama yapmak için telefonu alıp hemen iade etmek, genellikle 'bulundurma' olarak değil, 'kullanma' olarak nitelendirilir. Ancak, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/3 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, 'kullanma' eylemi belli bir süre ve sıklığa ulaştığında 'bulundurmayı da kapsar'. Olaydaki gibi tek ve anlık bir kullanma fiilinin, 'bulundurma' suçunun gerektirdiği devamlılık ve hakimiyet unsurunu taşımadığı, bu nedenle suçun oluşmadığı savunulabilir. Ancak bazı Yargıtay kararları, cezaevindeki en kısa süreli hakimiyetin dahi 'bulundurma' için yeterli olduğunu kabul etme eğilimindedir. Nihai karar, hakimin, fiilin vahameti ve kurum disiplinine etkisini de dikkate alarak yapacağı takdire bağlı olacaktır. Ancak dar yorum ilkesi gereği, anlık bir kullanımın 'bulundurma' sayılmaması daha isabetli görünmektedir.