Bir sanık hakkında hem yağma suçundan (TCK m. 149) hem de bu suçla bağlantılı olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan (TCK m. 109) mahkumiyet hükmü kurulmuştur. Temyiz incelemesinde, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eyleminin, yağma suçunun unsuru olan zorunlu kısıtlamayı aşmadığı tespit edilirse, Yargıtay nasıl bir karar vermelidir?
Bu durumda Yargıtay, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünü bozmalıdır. Yağma suçu, doğası gereği mağdurun iradesini kırmak için bir miktar hürriyet kısıtlaması içerir. Eğer bu kısıtlama, yağma suçunun işlenmesi için gerekli olan fonksiyonel süre ve boyutu aşmıyorsa, bu eylem yağma suçunun 'cebir' unsuru içinde erir ve onun tarafından tüketilir. Bu durumda, faile ayrıca TCK m. 109'dan ceza verilmesi, aynı haksızlığın bir bölümü için iki kez cezalandırma anlamına gelir ki bu 'ne bis in idem' ilkesine aykırıdır. Temyiz incelemesinde, hürriyeti kısıtlama eyleminin yağmanın unsuru olduğu ve onu aşan bağımsız bir nitelik taşımadığı tespit edilirse, Yargıtay, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle bu suçtan kurulan mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verir. Yağma suçundan kurulan hüküm ise, diğer yönlerden bir hukuka aykırılık yoksa onanabilir.