Ceza Genel Kurulu'nun 2018/503 sayılı kararında, ruhsatlı bir binaya sonradan yapılan ruhsatsız eklerin 'bina' niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesinde hangi ölçütlerin dikkate alındığı belirtilmektedir? Bir örnekle açıklayınız.
Ceza Genel Kurulu'nun 2018/503 sayılı kararında ve yerleşik Yargıtay uygulamalarında, ruhsatsız bir eklemenin 'bina' niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesinde şu ölçütler dikkate alınır: 1) Binanın taşıyıcı unsurunu etkileyip etkilemediği (Esaslı tadilat olup olmadığı). 2) Yeni bir kapalı alan kazanılıp kazanılmadığı. 3) Kullanılan malzemenin kalıcı (sabit) olup olmadığı. 4) İmar Kanunu m. 5'teki tanıma uygunluk (üstü örtülü, insanların içine girebileceği vb.). Örnek olarak; bir binanın zemin katındaki açık balkonun, tuğla duvar örülerek ve üzerine pencere takılarak odaya dahil edilmesi, hem 'alan kazanma' niteliğindedir hem de kalıcı malzemelerle yapılmıştır. Bu eylem, yeni bir 'bina' yapmakla eşdeğer görülerek TCK m. 184/1'deki suçu oluşturur. Ancak aynı balkonun, sökülüp takılabilir PVC veya cam sistemleriyle kapatılması, genellikle 'bina' niteliğinde görülmez ve suç oluşturmaz, sadece idari yaptırıma tabi olabilir.