Bir sanık, mağdurun evinin yatak odası penceresinden içeriyi gözetlerken yakalanmıştır. Eylem 'cinsel taciz' suçundan açılmış, ancak Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2021/7474 E. sayılı kararında eylemin 'özel hayatın gizliliğini ihlal' suçunu oluşturduğu belirtilmiştir. Mahkemenin bu durumda yapması gereken usuli işlem nedir?
Mahkemenin bu durumda yapması gereken usuli işlem, CMK m. 226'da düzenlenen 'ek savunma hakkı'nı sanığa tanımasıdır. İddianamede eylem anlatılmış ancak hukuki niteleme 'cinsel taciz' olarak yapılmıştır. Yargılama sonucunda veya Yargıtay'ın işaret ettiği gibi, eylemin aslında 'özel hayatın gizliliğini ihlal' (TCK m. 134/1) suçunu oluşturduğu anlaşılırsa, mahkeme sanığı bu yeni hukuki nitelemeye göre cezalandıramaz. Öncelikle, sanığa, eyleminin TCK m. 134/1 kapsamında da değerlendirilebileceğini bildirmeli ve bu yeni suçlamaya karşı savunmasını hazırlaması için olanak tanımalıdır. Bu, adil yargılanma hakkının ve savunma hakkının temel bir gereğidir. Sanığa ek savunma hakkı tanındıktan ve savunması alındıktan sonra, mahkeme eylemi TCK m. 134/1 uyarınca nitelendirerek yeni bir hüküm kurabilir. Ek savunma hakkı verilmeden farklı bir suçtan mahkumiyet kararı verilmesi, mutlak bir bozma nedenidir.