TCK m. 184/1'deki 'bina' ve TCK m. 184/4'teki 'özel imar rejimine tabi yerler' kavramlarının ceza hukuku açısından nasıl yorumlanması gerektiğini, kanunilik ilkesi ve ceza hukukunun dallar arası (interdisipliner) niteliği açısından açıklayınız.
Bu kavramların yorumlanması, ceza hukukunun kanunilik ilkesi ve dallar arası niteliğinin tipik bir örneğidir. 1) Kanunilik İlkesi (TCK m. 2): Ceza hukuku, özgürlüğü kısıtlayıcı niteliği nedeniyle kıyasa kapalıdır ve suç tanımları dar yorumlanmalıdır. TCK m. 184, sadece 'bina' yapmayı suç saydığı için, İmar Kanunu'nda 'yapı' olarak tanımlanan ama 'bina' niteliği taşımayan istinat duvarı, havuz gibi imalatlar bu suçun kapsamına alınamaz. Bu, kanunilik ilkesinin bir gereğidir. 2) Dallar Arası Nitelik (Çerçeve Norm): TCK'daki birçok suç tanımı, anlamını başka hukuk dallarındaki normlardan alır. TCK m. 184, bu tür bir 'çerçeve norm' veya 'beyaz hüküm' niteliğindedir. 'Bina', 'yapı ruhsatiyesi', 'özel imar rejimine tabi yerler' gibi kavramların içeriği ceza kanununda değil, başta 3194 sayılı İmar Kanunu olmak üzere, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu gibi özel idare hukuku düzenlemelerinde belirlenmiştir. Dolayısıyla, ceza hakimi, bu suçun unsurlarının oluşup oluşmadığını tespit etmek için, ceza hukuku dışındaki bu idari düzenlemelere başvurmak ve bu kavramları o kanunlardaki tanımlarına göre yorumlamak zorundadır. Bu, ceza hukukunun diğer hukuk dallarıyla olan kaçınılmaz ilişkisini gösterir.