TCK m. 297/3'te, suçun 'hükümlü veya tutukluların muhafazasıyla görevli kişiler tarafından işlenmesi' hali ceza artırım nedeni olarak düzenlenmiştir. Bu fıkranın uygulanabilmesi için failin görevinin niteliği ne olmalıdır? Örneğin, cezaevinde görevli bir doktor veya öğretmen bu kapsamda mıdır?
TCK m. 297/3'ün lafzı, 'muhafazasıyla görevli kişiler' ifadesini kullanmaktadır. Bu ifade dar yorumlandığında, sadece infaz ve koruma memurları (gardiyanlar) ve jandarma gibi doğrudan doğruya tutuklu ve hükümlülerin fiziki güvenliği, kaçmalarını önleme ve disiplininden sorumlu olan personeli kapsar gibi görünebilir. Ancak, ceza hukukunda amaçsal (gai) yorum da önemlidir. Kanun koyucunun buradaki amacı, ceza infaz kurumunun disiplin ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olan ve bu nedenle kuruma girip çıkarken daha az kontrole tabi tutulan veya görevi gereği bir güven ilişkisi içinde olan personelin, bu konumunu kötüye kullanarak suç işlemesini daha ağır cezalandırmaktır. Bu amaca göre, cezaevinde görevli bir doktor, öğretmen, psikolog gibi personel de, görevleri gereği kurumun düzeninin bir parçasıdır ve onlara duyulan güven yüksektir. Yargısal uygulamada, bu ifadenin geniş yorumlanma eğilimi vardır ve sadece fiziki muhafaza ile görevli olanlar değil, kurumda görevli olan ve bu görevlerinin sağladığı kolaylıktan yararlanarak suçu işleyen tüm kamu görevlilerini kapsayacak şekilde uygulanması gerektiği kabul edilebilir. Ancak bu konu doktrinde tartışmalı olabilir ve nihai kararı somut olaya göre mahkeme verecektir.