Bir sanık hakkında hem imar kirliliğine neden olma suçundan (TCK m. 184/1) hem de 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun'a aykırılıktan dava açılmıştır. Mahkeme, sanığın eyleminin TCK m. 184 kapsamında kaldığını belirterek 4708 sayılı Kanun'a aykırılıktan beraat kararı vermiştir. Bu yaklaşım doğru mudur? İki kanun arasındaki ilişkiyi Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2013/24871 E. sayılı kararı ışığında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #118488

Bu yaklaşım, aykırılığın niteliğine göre değişir ve her zaman doğru olmayabilir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2013/24871 E. sayılı kararında bu ayrım yapılmıştır. Eğer imara aykırılık, ruhsatsız veya ruhsata aykırı bir 'bina yapma' niteliğindeyse, bu eylem TCK m. 184/1'deki suçu oluşturur ve bu suç, 4708 sayılı Kanun'a göre özel norm niteliğindedir; bu durumda sadece TCK m. 184'ten ceza verilir. Ancak, eğer imara aykırılık, TCK m. 184 kapsamına girmeyen, bina niteliğinde olmayan ancak yine de imar mevzuatına ve projeye aykırı olan diğer hususlardan (örneğin, projede harç sıva öngörülürken alçı sıva yapılması, duvar kalınlıklarının az olması, kalitesiz malzeme kullanılması) kaynaklanıyorsa, bu durumda TCK m. 184 oluşmaz. Bu tür aykırılıklar, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun'un 9. maddesinde tanımlanan 'yapı müteahhidinin ve denetim görevlilerinin sorumluluğu' kapsamına girer. Dolayısıyla, mahkemenin, aykırılığın niteliğini tespit edip, eğer aykırılık bina yapma boyutunda değilse, 4708 sayılı Kanun'a muhalefetten sanıkların sorumluluğunu değerlendirmesi gerekirdi. Beraat kararı bu nedenle hatalı olabilir.