Mağdurun, kendi rızasıyla herkese açık sosyal medya hesabında paylaştığı bir düğün fotoğrafının, sanık tarafından alınıp başka bir platformda hakaret içerikli bir metinle yayımlanması eylemi, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2019/10411 E. sayılı kararına göre neden TCK m. 134 (özel hayatın gizliliğini ihlal) değil, TCK m. 136 (verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme) suçunu oluşturur?
Yargıtay bu kararında, iki suç arasındaki ayrımı suçun konusuna göre yapmıştır. TCK m. 134, kişinin 'özel hayatına' ilişkin, yani başkaları tarafından görülmesini ve bilinmesini istemeyeceği mahrem görüntüleri korur. Bir düğün fotoğrafı, doğası gereği aleni bir olaya ilişkindir ve genellikle kişinin mahrem alanı içinde kabul edilmez; bu nedenle özel hayatın gizliliğini ihlal edecek nitelikte değildir. Ancak, bu fotoğraf, üzerindeki kişi veya kişileri belirlenebilir kıldığı için TCK m. 136 anlamında bir 'kişisel veri'dir. Sanığın, mağdura ait bu kişisel veriyi (fotoğrafı), onun rızası dışında başka bir platformda yayımlaması, veriyi 'hukuka aykırı olarak verme veya yayma' fiilini oluşturur. Dolayısıyla, eylemin konusu 'özel hayat' değil, 'kişisel veri' olduğu için, suçun vasfı TCK m. 134 değil, TCK m. 136'dır. Mahkemenin, bu nitelemeyi yaparak sanığa TCK m. 136'dan ek savunma hakkı tanıyıp hüküm kurması gerekirdi.