Bir hırsız, bir evden eşya çaldıktan sonra evden tamamen uzaklaşmış, ancak yarım saat sonra pişman olup eşyayı geri götürmek isterken mal sahibi tarafından tanınmıştır. Mal sahibinin kendisini yakalamasını engellemek için ona karşı cebir kullanmıştır. Bu durumda failin sorumluluğu ne olur? TCK m. 148 gerekçesindeki 'mal alındıktan sonra' yapılan cebire ilişkin açıklamayı esas alınız.
Bu durumda fail, tamamlanmış hırsızlık ve ayrıca kasten yaralama (veya tehdit) suçlarından ayrı ayrı sorumlu olur. TCK m. 148 gerekçesinde açıkça belirtildiği üzere, 'Mal alındıktan yani hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra, bunu geri almak isteyen kişiye karşı cebir veya tehdide başvurulması hâlinde, yağma suçundan söz edilemez.' Olayda, hırsız malı alıp olay yerinden tamamen uzaklaştığı anda hırsızlık suçu tamamlanmıştır. Yarım saat sonra geri döndüğünde kullandığı cebir, hırsızlık suçunun işlenmesi sırasında değil, suç tamamlandıktan sonra, yakalanmaktan kurtulmak gibi farklı bir amaçla işlenmiştir. Bu nedenle, hırsızlık fiilini yağmaya dönüştüren bir cebir söz konusu değildir. Bu durumda 'gerçek içtima' kuralları uygulanır ve fail, hem tamamlanmış hırsızlık suçundan hem de kasten yaralama suçundan ayrı ayrı cezalandırılır.