Bir sanık hakkında hem imar kirliliğine neden olma (TCK m. 184) hem de 2863 sayılı Kanun'a muhalefet (sit alanına müdahale) suçlarından dava açılmıştır. Mahkemenin, TCK m. 44'teki fikri içtima kuralını uygulaması gerekirken, 2863 sayılı Kanun'daki suçun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği gerekçesiyle bu suçtan beraat verip sadece TCK m. 184'ten mahkumiyet kurması hukuka uygun mudur? Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2015/14885 E. kararını yorumlayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #118419

Bu uygulama hukuka uygun değildir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/14885 E. sayılı kararında, mahkemenin bu gerekçesi hatalı bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi'nin 2863 sayılı Kanun'un ilgili ceza maddesini iptal etmesinin sebebi, suçun tamamen ortadan kaldırılması değil, tescil ve ilan koşullarındaki belirsizlik nedeniyle 'belirlilik ilkesi'ne aykırılıktır. İptal sonrası kanun koyucu bu eksikliği giderecek yeni düzenlemeler yapmıştır. Bu nedenle mahkemenin yapması gereken, Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesi doğrultusunda, sanığın dava konusu yerin sit alanı olduğunu bilip bilmediğini araştırmaktır. Bu araştırma, tapu kaydında şerh olup olmadığı, tescil kararının usulüne uygun ilan edilip edilmediği gibi hususları kapsar. Eğer sanığın sit alanını bildiği veya bilebilecek durumda olduğu tespit edilirse, özel norm olan 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçu oluşur. Bu durumda, yine TCK m. 44 gereği her iki suç (TCK m. 184 ve 2863 s. Kanun) karşılaştırılarak daha ağır olanından ceza verilmelidir. Mahkemenin, bu araştırmayı yapmadan doğrudan beraat kararı vermesi eksik incelemedir.