Yağma suçu ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun aynı olayda bir arada işlenmesi durumunda, bu iki suçun içtimaı nasıl belirlenir? Yağma suçunun, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu her zaman 'tüketip tüketmediğini' (içinde eritip eritmediğini) Ceza Genel Kurulu'nun 2019/548 sayılı kararındaki olayı esas alarak tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #118414

Yağma suçu, doğası gereği mağdurun iradesini kırmak için kısa süreli bir hürriyet kısıtlaması içerir. Bu kısıtlama, yağma suçunun işlenmesi için zorunlu ve fonksiyonel ise, yağma suçunun bir unsuru sayılır ve ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan (TCK m. 109) ceza verilmez. Bu durumda yağma suçu, hürriyeti kısıtlama eylemini 'tüketir'. Ancak, hürriyeti kısıtlama eylemi, yağma suçunun işlenmesi için gerekli olan süreyi ve boyutu aşarsa, artık yağma suçunun bir unsuru olmaktan çıkar ve bağımsız bir suç haline gelir. Ceza Genel Kurulu'nun 2019/548 sayılı kararındaki olayda, sanık mağdurun telefonunu zorla aldıktan sonra, eylemini sonlandırmayıp mağduru saçından tutarak 23 metre uzaklıktaki boş bir araziye sürüklemiştir. Bu sürükleme eylemi, telefonun alınması için gerekli olan fonksiyonel kısıtlamayı aşan, kendi başına bir haksızlık içeren ve TCK m. 109'un unsurlarını oluşturan bağımsız bir fiildir. Bu nedenle, olayda yağma suçu hürriyeti kısıtlama suçunu tüketmemiş ve her iki suçtan da (gerçek içtima) ayrı ayrı hüküm kurulması gerekmiştir.