Bir sanık, evli olan katılanlarla kendi rızalarıyla çektikleri cinsel içerikli görüntüleri rızasızca ele geçirip CD'ye kopyalamış ve bu CD'ler aracılığıyla onlara şantaj yapmıştır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2021/1709 E. sayılı kararında, sanığın eyleminin TCK m. 136'dan (verileri ele geçirme) değil, TCK m. 134/1'den (görüntü kaydetme) cezalandırılması gerektiği belirtilmiştir. Bu kararda mahkemenin ayrıca uzlaştırma işlemlerini yerine getirmesi gerektiği de vurgulanmıştır. Bu iki hususun birbiriyle bağlantısını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #118407

Bu iki husus, suçun doğru nitelendirilmesinin muhakeme usulüne doğrudan etkisi nedeniyle birbiriyle bağlantılıdır. Yargıtay, eylemin 'özel normun önceliği' ilkesi gereği TCK m. 134/1-c.2 (görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal) suçunu oluşturduğunu belirtmiştir. TCK m. 139 uyarınca, TCK m. 134'te düzenlenen suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. CMK m. 253 uyarınca da, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar kural olarak uzlaştırma kapsamındadır. Yerel mahkeme ise suçu TCK m. 136 (verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme) olarak nitelendirmiştir. TCK m. 136'daki suç ise şikayete tabi değildir ve dolayısıyla uzlaştırma kapsamında da değildir. Yargıtay, suçun vasfını TCK m. 134 olarak düzelttiğinde, bu suçun uzlaştırmaya tabi olması nedeniyle, mahkemenin CMK m. 254 gereğince taraflar arasında uzlaştırma işlemlerini yerine getirmesi gerektiğini belirtmiştir. Yani, doğru suç vasfının tespiti, uygulanacak muhakeme kuralını (uzlaştırma) doğrudan etkilemektedir.