Bir sanık hakkında hem TCK m. 149/1-c (birden fazla kişiyle) hem de TCK m. 149/1-d (konutta) bentlerinin uygulanması gerektiği halde, mahkeme sadece birini uygulamış ancak temel cezayı alt sınırdan uzaklaşarak belirlemiştir. Yargıtay bu durumu 'sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır' şeklinde değerlendirmiştir. Bu durum, TCK m. 61'deki cezanın belirlenmesi ilkeleriyle nasıl ilişkilidir?
Bu durum, TCK m. 61'deki cezanın bireyselleştirilmesi ilkesiyle doğrudan ilişkilidir. TCK m. 61, hakime temel cezayı kanunda öngörülen alt ve üst sınırlar arasında belirlerken dikkate alması gereken ölçütleri sayar. Bunlar arasında 'suçun işleniş biçimi' ve 'meydana gelen tehlikenin ağırlığı' da bulunur. TCK m. 149/1'deki nitelikli hallerin (birden fazla kişiyle, konutta, silahla vb.) birden fazlasının aynı olayda gerçekleşmesi, suçun işleniş biçiminin ve yarattığı tehlikenin daha ağır olduğunu gösterir. Bu durum, hakimin temel cezayı alt sınırdan (10 yıl) uzaklaştırarak, örneğin 11 veya 12 yıl olarak belirlemesi için bir gerekçedir. Yargıtay'ın kararındaki mantık şudur: Yerel mahkeme, her ne kadar kanun maddesini (örn. konutta işlenmeyi) eksik yazmış olsa da, fiilen bu ağırlığı dikkate alarak temel cezayı zaten alt sınırdan uzaklaşarak belirlemiştir. Dolayısıyla, kanun maddesinin eksik yazılması, sonuçta verilen ceza miktarını (sonucu) etkilememiştir. Bu nedenle, usuli bir hata olmakla birlikte, sonuca etkili olmadığı için bir bozma nedeni sayılmamıştır.