Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2014/5672 E. sayılı kararında, sanıkların alacak tahsili amacıyla mağduru birkaç yıl boyunca farklı zamanlarda ve farklı yerlerde tehdit etmeleri, senet imzalat-maları ve darp etmeleri eylemlerinin 'bir bütün halinde tek bir nitelikli yağma suçu' oluşturduğu kabul edilmiştir. Mahkemenin eylemleri bölerek farklı suçlardan hüküm kurması neden hatalı bulunmuştur?
Mahkemenin eylemleri bölmesi, eylemler arasındaki 'sübjektif (iradi) ve objektif (fiili) bütünlüğü' göz ardı ettiği için hatalı bulunmuştur. Yargıtay'ın kararından anlaşıldığı üzere, sanıkların tüm eylemleri (tehdit, darp, senet imzalatma) en başından beri aynı amaca, yani mağdurdan alacaklarını haksız bir şekilde tahsil etme amacına yöneliktir. Farklı zamanlarda ve yerlerde gerçekleşse de, bu eylemler tek bir 'suç işleme kararı'nın icrası kapsamında gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle eylemler, birbirinden bağımsız suçlar olarak değil, tek bir suçun (yağma) parçaları olarak görülmelidir. Bu tür kesintisiz ve aynı amaca yönelik eylemler bütünü, hukuken tek bir fiil olarak kabul edilir. Bu fiil de, cebir ve tehdit kullanarak haksız bir menfaat (alacağın tahsili, senet alınması) temin etmeye yönelik olduğu için, bütün olarak nitelikli yağma (silahla, birden fazla kişiyle işlenmesi nedeniyle) suçunu oluşturur. Eylemleri ayrı ayrı tehdit, yaralama, yağma olarak bölmek, fiilin bütünlüğünü bozar ve hukuki nitelemeyi hatalı hale getirir.