TCK m. 184/4'e göre, maddenin 3. fıkrası hariç diğer hükümler 'ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde' uygulanır. Maddenin gerekçesinde bu duruma istisna olarak 'sınai ürünlerin üretiminin yapıldığı tesisler açısından bu sınırlamanın kabul edilmediği' belirtilmiştir. Ancak kanun metnindeki 'Üçüncü fıkra hariç' ifadesi bu gerekçeyle çelişiyor görünmektedir. Bu durumu ceza hukukunun yorum ilkeleri açısından nasıl değerlendirirsiniz?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #118369

Bu durumda, kanun metni ile gerekçe arasında bir çelişki bulunmaktadır. Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan 'kanunilik' ve 'belirlilik' ilkeleri gereğince, suç ve ceza içeren normların yorumunda kanun metni esastır. Gerekçe, kanun koyucunun amacını anlamada bir yardımcı araç olsa da, açık ve net olan kanun metnini genişletecek veya ona aykırı bir şekilde yorumlanamaz. TCK m. 184/4 metni, 'Üçüncü fıkra hariç' diyerek coğrafi sınırlamanın (belediye sınırı/özel imar rejimi) sadece 1. ve 2. fıkralar için geçerli olduğunu, 3. fıkra için geçerli olmadığını açıkça belirtmektedir. Gerekçedeki 'sınai ürünlerin üretiminin yapıldığı tesisler açısından bu sınırlama kabul edilmemiştir' ifadesi, muhtemelen kanun yazım sürecindeki eski bir taslağa veya farklı bir düşünceye atıf yapmaktadır ve mevcut kanun metniyle uyumsuzdur. Uygulamada ve doktrinde kabul edilen görüş, kanun metninin lafzına bağlı kalınması gerektiğidir. Dolayısıyla, TCK m. 184/1 ve 184/2'deki suçlar (ruhsatsız bina yapma ve şantiyeye hizmet bağlatma) sadece belediye sınırları ve özel imar rejimine tabi yerlerde işlenebilirken, TCK m. 184/3'teki suç (sınai faaliyete izin verme) bu coğrafi sınırlamaya tabi değildir, yani bir köyde dahi işlenebilir.