5237 sayılı TCK m. 184/5'te düzenlenen etkin pişmanlık hükmü, aynı maddenin sadece 1. ve 2. fıkraları için öngörülmüştür. Bu durumun, maddenin 3. fıkrasında (yapı kullanma izni alınmamış binalarda sınai faaliyete müsaade etme) düzenlenen suç açısından bir anlamı var mıdır? Kanun koyucunun bu ayrımı yapmasının olası sebebi ne olabilir?
Evet, bu durumun önemli bir anlamı vardır. TCK m. 184/5'in kapsamının sadece 1. ve 2. fıkralarla sınırlandırılması, 3. fıkrada tanımlanan suç için etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanamayacağı anlamına gelir. Yani, yapı kullanma izni olmayan bir binada sınai faaliyete izin veren kişi, daha sonra bu aykırılık giderilse bile (örneğin yapı kullanma izni alınsa bile) bu etkin pişmanlık hükmünden yararlanamaz. Kanun koyucunun bu ayrımı yapmasının olası sebebi, suçların niteliği ve yarattığı tehlike arasındaki farktır. 1. ve 2. fıkralardaki suçlar doğrudan doğruya 'inşaat faaliyeti' ve bununla bağlantılı altyapı hizmetleriyle ilgilidir ve 'imar kirliliği'nin fiziki yapısını oluşturur. Bu kirliliğin giderilmesi (binanın ruhsata uygun hale getirilmesi) mümkündür. Ancak 3. fıkradaki suç, iskanı olmayan bir binada 'sınai faaliyet' yürütülmesine izin verilmesiyle ilgilidir. Bu durum, sadece imar kirliliği değil, aynı zamanda işçi sağlığı, çevre güvenliği, yangın riski gibi çok daha farklı ve potansiyel olarak daha tehlikeli riskler barındıran bir durumu ifade eder. Kanun koyucu, bu tür bir faaliyete izin vermenin haksızlık içeriğini daha ağır görmüş ve sonradan aykırılığın giderilmesini bir cezasızlık veya indirim sebebi olarak kabul etmemeyi tercih etmiş olabilir.