Kişinin hayat alanı 'gizli hayat alanı', 'özel hayat alanı' ve 'ortak (kamusal) hayat alanı' olarak üçe ayrılmaktadır (üç alan teorisi). TCK m. 134'ün koruma alanına bu alanlardan hangileri girer? Kamusal alanda bulunan bir kişinin özel hayatının gizliliği ihlal edilebilir mi? Ceza Genel Kurulu'nun 2021/384 E. sayılı kararındaki açıklamaları esas alınız.
TCK m. 134'ün koruma alanına hem 'gizli hayat alanı' hem de 'özel hayat alanı' girer. 'Gizli hayat alanı', kişinin kimseyle paylaşmak istemediği sır alanını (en mahrem alan) ifade eder. 'Özel hayat alanı' ise gizli alana dahil olmayan ancak sadece aile, yakınlar gibi sınırlı sayıda insanla paylaşılan olayları kapsar. 'Ortak (kamusal) hayat alanı' ise kural olarak koruma dışındadır. Ancak, Ceza Genel Kurulu'nun 2021/384 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, kamusal alanda bulunmak, bu alandaki her türlü görüntü ve sesin kaydedilmesine rıza gösterildiği anlamına gelmez. Kamuya açık alandaki bir kişinin dahi 'kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık' hakkı vardır. Bu kişinin gün içerisindeki tüm faaliyetlerini, görüşmelerini tespit etmek amacıyla sürekli denetim ve gözetim altına alınması veya başkalarınca görülmesini istemeyeceği özel faaliyetlerinin (örneğin ağlarken, ibadet ederken, bir yakınıyla duygusal bir an yaşarken) rızasız kaydedilmesi, kamusal alanda dahi olsa özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabilir. Önemli olan, olayın geçtiği yerden çok, olayın niteliği ve kişinin bu durumu topluma açma iradesinin olup olmadığıdır.