Bir sanık, cezaevinde bulunan başka bir hükümlüden ele geçirilen cep telefonu ile yaklaşık iki ay boyunca çok sayıda görüşme yapmıştır. Yerel mahkeme, TCK m. 297/1'in 'kullanan' ibaresini içermediğini, bu nedenle eylemin suç olmadığını belirterek beraat kararı vermiştir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/3 E. sayılı kararında bu görüş neden kabul edilmemiştir?
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, bu görüşü kabul etmemiştir çünkü TCK m. 297/1'de yer alan 'bulundurma' eyleminin, 'kullanma' eylemini de kapsayan daha geniş bir nitelik taşıdığını kabul etmektedir. Kararda belirtildiği üzere, 'bulundurma' devamlılık gerektiren bir eylemdir. Bir cep telefonunu cezaevinde iki ay boyunca defalarca kullanmak, o telefon üzerinde geçici bir kullanmanın ötesinde, fiili bir hakimiyet ve dolayısıyla 'bulundurma' iradesini gösterir. Kanun koyucunun nihai amacı, infaz kurumuna sokulan iletişim aracının kullanılmasını engellemektir (5275 sayılı Kanun m. 66/son). Bu bağlamda, 'kullanma' fiilinin suç kapsamı dışında bırakıldığını düşünmek, kanunun amacına ve ruhuna aykırı olur. TCK m. 297/4'teki etkin pişmanlık hükmünde 'kullanan' ibaresinin geçmesi de bu yorumu desteklemektedir. Dolayısıyla, sanıkların eylemi 'elektronik haberleşme aracı bulundurma' suçunu oluşturur ve mahkumiyetlerine karar verilmesi gerekir.