Bir hükümlünün üzerinde veya eşyalarında uyuşturucu madde bulunamamasına rağmen, idrar tahlilinde uyuşturucu maddeye rastlanması TCK m. 191 (kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma) ve TCK m. 297 (infaz kurumuna yasak eşya sokma) suçları açısından nasıl bir hukuki sonuç doğurur? Bu iki suç arasındaki ilişkiyi Ceza Genel Kurulu'nun 2019/125 sayılı kararını referans alarak açıklayınız.
Bu durum, hem TCK m. 191 hem de TCK m. 297'deki suçların oluştuğu anlamına gelir ve özel bir fikri içtima kuralı uygulanır. Ceza Genel Kurulu'nun 2019/125 sayılı kararına göre, infaz kurumunda uyuşturucu madde kullanmak, mantıksal olarak o maddenin kullanılmadan önce kısa bir süre de olsa kurum içinde 'bulundurulmasını' gerektirir. Dolayısıyla, idrar tahliliyle uyuşturucu kullandığı sabit olan hükümlünün, TCK m. 191 kapsamındaki fiili ve aynı zamanda TCK m. 297/1 kapsamındaki 'bulundurma' fiilini işlediği kabul edilir. Bu durumda, fail tek bir fiil (uyuşturucu kullanma ve dolayısıyla bulundurma) ile iki farklı kanun hükmünü ihlal etmiştir. TCK m. 297/1'in ikinci cümlesi bu durum için özel bir kural getirmiştir. Buna göre, daha ağır cezayı gerektiren TCK m. 297/1'e göre temel ceza belirlenir ve bulunan bu ceza, aynı fıkra uyarınca yarı oranında artırılır. Bu, kanun koyucunun infaz kurumunda uyuşturucu kullanımını daha ağır bir haksızlık olarak gördüğünü ve ayrıca cezalandırmak istediğini gösterir.