Ceza Genel Kurulu'nun 2019/548 sayılı kararında sanığın mağdurun telefonunu zorla aldıktan sonra onu saçından tutarak boş bir araziye sürüklemesi eylemi, hem nitelikli yağma hem de kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını oluşturduğu kabul edilmiştir. Bu iki suç arasındaki 'bileşik suç' (mürekkep suç) ilişkisi neden bu olayda uygulanmamıştır?
Bileşik suç (TCK m. 42) veya tüketen-tükenen norm ilişkisi gereği, bir suçun işlenmesi için zorunlu olarak işlenen ve onun unsuru olan daha hafif suçtan ayrıca ceza verilmez. Yağma suçunda, malın alınması anındaki direncini kırmak için mağdurun hareket serbestisinin bir miktar kısıtlanması suçun doğal bir unsurudur. Ancak, Ceza Genel Kurulu'nun 2019/548 sayılı kararındaki olayda, hürriyeti kısıtlama eylemi, yağma suçunun işlenmesi için gerekli olan fonksiyonel sınırı ve süreyi aşmıştır. Sanık, telefonu aldıktan sonra (yağma fiili esasen tamamlanmıştır) mağduru ayrıca 23 metre sürükleyerek boş bir araziye götürmüştür. Bu ikinci eylem, yağma suçunun bir unsuru olmanın ötesinde, kendi başına bağımsız bir haksızlık ifade eden ve ayrı bir suç (kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) oluşturan bir fiildir. Bu nedenle, yağma suçu kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu tüketmemiş ve her iki suçtan da (gerçek içtima) ayrı ayrı ceza verilmesi gerekmiştir.