Bir sanık hakkında hem TCK m. 149/1-d (konutta) hem de m. 149/1-h (gece vakti) bentlerinin ihlal edildiği bir yağma suçundan dava açılmıştır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2015/5773 E. sayılı kararında, mahkemenin sadece (d) bendini uygulayıp (h) bendini uygulamamasını eleştirmiş, ancak 'karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır' demiştir. Bu durum ceza muhakemesi hukukunda hangi ilkenin bir yansımasıdır ve ne anlama gelmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #118318

Bu durum, ceza muhakemesi hukukundaki 'aleyhe bozma yasağı' (reformatio in peius yasağı) ilkesinin bir yansımasıdır. Bu ilkeye göre, sadece sanık lehine olan bir hüküm temyiz edildiğinde, temyiz mahkemesi (Yargıtay) hükmü sanığın aleyhine olacak şekilde bozamaz veya düzeltemez. Olayda, yerel mahkeme birden fazla nitelikli hal olmasına rağmen sadece birini uygulamış ve alt sınırdan ceza vermiştir. Bu durum, sanık lehine bir hukuka aykırılıktır. Ancak hükmü sadece sanık (veya müdafii) temyiz etmiştir. Eğer Yargıtay bu eksiklikten dolayı hükmü bozarsa, yeniden yapılacak yargılamada sanığın daha fazla ceza alma ihtimali doğacaktır. 'Karşı temyiz olmaması' (yani Cumhuriyet savcısının veya katılanın bu eksikliği sanık aleyhine temyiz etmemiş olması) nedeniyle Yargıtay, sanığın lehine olan bu hukuka aykırılığı tespit etmesine rağmen, aleyhe bozma yasağı gereği bunu bir bozma nedeni yapmamış, sadece bir 'eleştiri' olarak belirtmekle yetinmiştir.