Manevi tazminat talebinin, Borçlar Kanunu'nda 'adalete muvafık tazminat' (mülga BK m. 47) veya 'uygun bir miktar para' (TBK m. 56) olarak tanımlanması, hakimin takdir yetkisini nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #117913

Bu ifadeler, manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde hakime çok geniş bir takdir yetkisi tanındığını gösterir. Maddi tazminattan farklı olarak, manevi zararın (elem, keder, ızdırap) matematiksel olarak net bir şekilde hesaplanması mümkün değildir. Bu nedenle kanun koyucu, hakimin, her somut olayın kendi özelliklerini dikkate alarak bir miktar belirlemesini öngörmüştür. Hakim bu takdir yetkisini kullanırken, olayın meydana geliş şeklini, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusur oranlarını, zararın ağırlığını ve paranın satın alma gücünü göz önünde bulundurarak, 'adalete ve hakkaniyete uygun' bir miktar belirlemelidir. Amaç, zarar göreni zenginleştirmek değil, uğradığı manevi acıyı bir nebze olsun hafifletmektir. Bu nedenle miktar, sembolik olmamalı ama fahiş de olmamalıdır.