Devlet Denetleme Kurulu'nun kuruluş ve yetkilerini düzenleyen Anayasa m. 108'in, Cumhurbaşkanına bağlı bir denetim organı öngörmesi, 'kuvvetler ayrılığı' ilkesi açısından nasıl bir tartışma yaratmaktadır?
Bu durum, kuvvetler ayrılığı ilkesi, özellikle de yürütme organının kendi kendini denetlemesi açısından bir tartışma yaratmaktadır. Metinde de belirtildiği gibi, yeni yönetim sisteminde Cumhurbaşkanı 'yegane icracı yürütme organı' olarak konumlandırılmıştır. DDK'nın da doğrudan Cumhurbaşkanına bağlı olması ve onun isteğiyle harekete geçmesi, yürütmenin, yine yürütmenin bir parçası olan bir organ tarafından denetlenmesi anlamına gelmektedir. Klasik kuvvetler ayrılığı anlayışında, denetimin daha çok yasama (TBMM) ve yargı organları tarafından yapılması esastır. Yürütmenin kendi iç denetim mekanizmaları olsa da, DDK gibi geniş yetkilere sahip bir kurulun doğrudan yürütmenin başına bağlı olması, denetimin tarafsızlığı ve etkinliği konusunda soru işaretleri yaratmaktadır. Metindeki eleştiri, bu yapının, denetim gücünü yasama ve yargı aleyhine, yürütme lehine topladığı ve kuvvetler ayrılığı dengesini bozduğu yönündedir.