İİK m. 72'de düzenlenen istirdat davasının, Borçlar Kanunu'ndaki sebepsiz zenginleşme davasından en temel farkı, ödemenin yapıldığı koşul açısından nedir?
En temel fark, ödemenin 'cebri icra tehdidi' altında yapılıp yapılmadığıdır. İstirdat davası, borçlunun, hakkında başlatılmış ve kesinleşmiş bir icra takibi nedeniyle, mallarının haczedilmesi veya satılması gibi bir cebri icra tehlikesiyle karşı karşıya kalarak yaptığı ödemelerin iadesi için öngörülmüştür. Yani ödemenin temelinde bir 'icra zoru' veya 'baskısı' vardır. Sebepsiz zenginleşme davasında ise böyle bir zorunluluk yoktur. Kişi, genellikle bir icra takibi olmaksızın, kendi hatası, yanılması veya başka bir sebeple, hukuki bir borcu olmadığı halde bir başkasına ödeme yapar. Kısacası, istirdat davası icra takibine bağlı bir kurumken, sebepsiz zenginleşme daha genel bir hukuki durumu ifade eder.