TMK m. 297/1'e göre tanıyanın 'yanılma, aldatma veya korkutma' sebebiyle tanımanın iptalini dava edebilmesi, tanıyanın baba olmadığının sonradan anlaşılması durumunu da kapsar mı? Yargıtay'ın bu konudaki farklı kararlarını nasıl yorumlamak gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #117890

Bu konu Yargıtay daireleri arasında farklı yorumlanmıştır. - **Dar Yorum (Örn: Yargıtay 18. HD, 2015/21693 E.):** Bu görüşe göre, TMK m. 297'deki 'yanılma, aldatma, korkutma' sebepleri sınırlı sayıdadır (tahdididir). Tanıyanın, sadece çocuğun biyolojik babası olmadığını öğrenmesi, bu irade sakatlığı hallerinden birine dayanmadıkça, tek başına dava açmak için yeterli değildir. Bu görüşe göre, tanıyan, örneğin 'çocuğun benden olduğuna beni aldattılar' diyerek aldatma (hile) nedenine dayanmalıdır. - **Geniş Yorum (Örn: Yargıtay 8. HD, 2017/14726 E.):** Bu görüşe göre ise, 'yanılma' hali daha geniş yorumlanmalıdır. Bir kişinin, kendisinden olmayan bir çocuğu kendi çocuğu sanarak tanıması, en temel anlamda bir 'yanılma'dır. Dolayısıyla, tanıyanın, biyolojik baba olmadığını DNA testi gibi kesin bir delille öğrenmesi, TMK m. 297'deki yanılma haline girer ve bu duruma dayanarak iptal davası açabilir. Güncel Yargıtay içtihatları, genellikle ikinci görüşü (geniş yorumu) benimseme eğilimindedir. Çünkü tanımanın temelinde biyolojik bağın yattığı varsayımı vardır ve bu varsayımın çökmesi, işlemin temelindeki en önemli konuda yanılma anlamına gelir.