Danıştay'ın E: 2020/731 sayılı kararında, idarenin hukuka aykırı eylemi nedeniyle yoksun kalınan kâr (müspet zarar) talebinin reddedilmesine rağmen, menfi zarar talebinin incelenmesi gerektiğine karar verilmesi, bu iki zarar türü arasındaki hangi temel farka dayanmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #117886

Bu durum, iki zarar türünün niteliği ve ispatlanabilirliği arasındaki temel farka dayanmaktadır: - **Müspet Zarar (Yoksun Kalınan Kâr):** Geleceğe yönelik, varsayımsal ve muhtemel bir zarardır. İhaleyi kazansaydı elde edeceği kâr, birçok değişkene (maliyetlerin artması, ekonomik kriz vb.) bağlıdır ve kesin olarak ispatlanması zordur. İdari yargının yerleşik içtihadı, bu tür 'muhtemel' zararların tazminine sıcak bakmamaktadır. - **Menfi Zarar (Yapılan Masraflar):** Geçmişe yönelik, fiilen gerçekleşmiş ve somut bir zarardır. İhaleye katılmak için yapılan harcamalar, fatura ve dekont gibi belgelerle net bir şekilde ispatlanabilir. Bu zarar, muhtemel değil, 'gerçekleşmiş' bir zarardır. Danıştay, idarenin hizmet kusuru sabit olduğunda, ispatlanması zor olan muhtemel zararın tazminini reddederken, ispatlanabilir ve kesin olan fiili zararın (menfi zararın) tazmin edilmesi gerektiğini belirterek bu ayrımı yapmıştır. Bu, idari yargının 'gerçek ve kesin zarar' ilkesine bağlılığının bir göstergesidir.