Bedelsiz senedi kullanma suçunda, şikayetçinin senedin bedelini ödediğine dair iddiasını, sanıkla yaptığı telefon görüşmesi kaydına dayandırması durumunda, bu delilin hukuki geçerliliği ve ispat gücü ne olur?
Bu durum, delilin hukuka uygunluğu ve ispat gücü açısından iki yönlü bir sorun içerir. 1. **Hukuka Uygunluk:** Karşı tarafın rızası olmadan yapılan telefon görüşmesi kaydı, kural olarak 'haberleşmenin gizliliğini ihlal' (TCK m. 132) ve 'kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması' (TCK m. 133) suçlarını oluşturur ve hukuka aykırı bir delildir. Ceza muhakemesinde hukuka aykırı deliller hükme esas alınamaz (CMK m. 217/2). Ancak Yargıtay, kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçu (örneğin tehdit, şantaj) başka türlü ispat etme imkanı yoksa, bu durumu meşru savunma kapsamında değerlendirip kaydı hukuka uygun kabul edebilmektedir. Bu olayda bu istisnanın uygulanması zordur. 2. **İspat Gücü:** Kaydın hukuka uygun olduğu kabul edilse bile, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihadına göre, senedin bedelsiz kaldığı iddiası 'yazılı delil' ile ispatlanmak zorundadır. Telefon görüşmesi kaydı, bir tanık beyanı gibi 'takdiri bir delil' niteliğindedir ve 'yazılı delil' değildir. Dolayısıyla, sanığın açık bir ikrarı olmadıkça, bu kayıt tek başına senedin ödendiğini ispatlamaya yetmez ve mahkumiyet için yeterli görülmez.