İstirdat davasında uygulanan 1 yıllık hak düşürücü sürenin, Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/2786 sayılı kararında ele alınan 'gelişen durum' kavramı ışığında yorumlanması mümkün müdür? İki kurum arasındaki ilişkiyi tartışınız.
Bu, ileri düzey bir yorum sorusudur. Kural olarak, İİK m. 72'deki 1 yıllık hak düşürücü süre, borcun ödendiği tarihten itibaren işlemeye başlar ve katı bir şekilde uygulanır. YHGK'nın kararında ele alınan 'gelişen durum' ise bir haksız fiil tazminatına ilişkindir ve zararın öğrenilmesi anını ileriye taşır. İki kurumun amacı farklıdır. İstirdat, icra tehdidi altındaki ödemenin iadesine odaklanırken, gelişen durum zararın miktarının belirlenmesiyle ilgilidir. Ancak teorik olarak şu tartışılabilir: Eğer bir borçlu, borçlu olmadığını düşünerek menfi tespit davası açmış, bu sırada borcu ödemiş ve dava istirdat davasına dönüşmüşse, ancak borçlu olmadığının ispatı 'gelişen bir duruma' (örneğin bir sahtecilik incelemesinin sonucuna) bağlıysa, 1 yıllık sürenin bu gelişen durumun sonucunun öğrenilmesiyle başlaması gerektiği hakkaniyet gereği savunulabilir. Ancak mevcut yasal düzenleme ve içtihatlar, istirdat davasındaki 1 yıllık sürenin başlangıcını katı bir şekilde ödeme anına bağladığı için, 'gelişen durum' kavramının buraya doğrudan uygulanması mevcut hukuki çerçevede zordur ve kanun değişikliği veya istisnai bir Yargıtay içtihadı gerektirir.