TCK m. 58/9 uyarınca 'örgüt mensubu suçlu' hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasının, kazanılmış hak ve aleyhe bozma yasağı ile ilişkisi nedir?
İlişki şudur: Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, TCK m. 58/9'un uygulanması, suçun kanuni bir sonucudur ve mahkemenin takdirine bağlı değildir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesi bu hükmü uygulamayı unutsa bile, eğer sanık aleyhine (örneğin C. Savcısı tarafından) bir temyiz başvurusu varsa, Yargıtay bu eksikliği düzelterek hükmü bozabilir. Ancak, eğer sanık aleyhine bir temyiz başvurusu yoksa, 'aleyhe bozma yasağı' (CMK m. 307/4) gereği, Yargıtay sanığın lehine olan bu durumu (m. 58/9'un uygulanmamasını) bozamaz. Bu durumda, daha lehe olan infaz rejimi sanık için bir 'kazanılmış/müktesep hak' haline gelir. Bu durum, yazarın, tekerrür hali ile m. 58/9'un birlikte bulunduğu durumlarda genel tekerrürün de gösterilmesi gerektiği yönündeki eleştirisinin temelini oluşturur; zira gösterilmeyen bir kural, aleyhe temyiz yoksa sonradan uygulanamamaktadır.