Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru kararlarında, mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde 'ölçülülük' ve 'orantılılık' ilkeleri, tazminat talepleri açısından nasıl bir sonuç doğurmaktadır? Kusursuz sorumluluk ilkesi bu bağlamda nasıl bir rol oynar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #117729

Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yapılan kamusal müdahalelerin ölçülü ve orantılı olması gerektiğini vurgulamaktadır. Bir müdahalenin orantılı sayılabilmesi için, kişiye 'olağan dışı ve aşırı bir külfet' yüklememesi gerekir. Eğer bir kamu yararı amacıyla yapılan müdahale (örneğin, güvenlik nedeniyle bir sokağın trafiğe kapatılması) belli bir kişinin mülkiyet hakkından faydalanmasını engelliyor ve ona ekonomik bir zarar veriyorsa, bu külfetin tazminat gibi dengeleyici mekanizmalarla hafifletilmesi gerekir. AYM, bu tazminatın idarenin 'kusurlu' olup olmamasından bağımsız olarak, 'kusursuz sorumluluk' ilkeleri çerçevesinde de gündeme gelebileceğini belirtmektedir. İlk derece mahkemesinin tazminat sorumluluğunu sadece idarenin kusurlu olması şartına bağlaması, Anayasa'nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkı güvencesiyle bağdaşmayan, hakkın özünü zedeleyen katı bir yorum olarak görülmekte ve ihlal kararına neden olmaktadır. (Bkz. AYM, İsrail Büyükelçiliği ile ilgili karar, metinde atıf yapılan kısım).