Tam yargı davasında 'menfi zarar' ve 'müspet zarar' kavramlarını Danıştay'ın 2020/731 E. sayılı kararı ışığında, bir ihaleye katılan istekli örneği üzerinden açıklayınız.
Danıştay'ın ilgili kararında da atıf yapıldığı üzere, bu iki zarar türü şu şekilde ayrılır: - **Menfi Zarar (Olumsuz Zarar/Güven Zararı):** Bir sözleşmenin hiç kurulmayacağı veya geçerli olmayacağı halde, kurulacağına veya geçerli olacağına güvenilerek yapılan masrafları ifade eder. İhale örneğinde, hukuka aykırı olarak elenen bir isteklinin, ihaleye katılmak için yaptığı zorunlu masraflar (şartname bedeli, teminat mektubu masrafı, KİK payı, noter giderleri vb.) menfi zarardır. Bu zararın tazmini, isteklinin hukuka aykırı işlem nedeniyle uğradığı fiili kaybı karşılamayı amaçlar. - **Müspet Zarar (Olumlu Zarar/İfa Menfaati):** Sözleşme geçerli olarak kurulup gereği gibi ifa edilseydi, kişinin malvarlığının ulaşacağı durum ile mevcut durum arasındaki farkı ifade eder. Bu, yoksun kalınan kârı da (kâr mahrumiyeti) içerir. İhale örneğinde, eğer istekli ihaleyi kazansaydı elde edeceği müteahhitlik kârı müspet zarardır. Danıştay içtihatlarına göre idari yargıda kural olarak fiili ve kesinleşmiş zararların (menfi zarar) tazminine karar verilirken, yoksun kalınan kâr gibi muhtemel zararların (müspet zarar) tazminine genellikle hükmedilmemektedir. Kararda da bu ayrıma işaret edilerek menfi zararların tazmini gerektiği belirtilmiştir.