Bedelsiz senedi kullanma suçunun (TCK m. 156) ispatı konusunda ceza mahkemesinin delil değerlendirmesi neden genel ceza muhakemesi kuralından (delil serbestisi) ayrılmaktadır?
Bedelsiz senedi kullanma suçu, temelinde özel hukuka (borçlar ve ticaret hukukuna) ilişkin bir uyuşmazlık barındırır: senedin bedelinin ödenip ödenmediği. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (HMK) göre, belirli bir miktarın üzerindeki hukuki işlemlere ilişkin iddialar (ve senede karşı iddialar) ancak yazılı delil (senetle) ispatlanabilir, tanıkla ispat kural olarak mümkün değildir. Metinde yer alan Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında da belirtildiği gibi, ceza mahkemesi bu suçun sübutunu araştırırken, senedin bedelsiz kaldığı iddiasının ispatı konusunda hukuk usulündeki bu 'kesin delil' sistemine uymak zorundadır. Aksi halde, hukuk mahkemesinde ispatlanamayan bir iddianın, ceza mahkemesinde tanıkla ispatlanarak mahkumiyet kararı verilmesi, hukuk sisteminde çelişkili kararlara ve adalete olan güvenin sarsılmasına yol açardı. Bu nedenle ceza mahkemesi, suçun diğer unsurlarını (kast, kullanma fiili vb.) serbestçe takdir ederken, ödeme iddiasının ispatı noktasında HMK'daki kesin delil kurallarıyla bağlıdır ve bu iddia ancak yazılı delille ispatlanabilir.