HMK m. 198, delillerin değerlendirilmesinde hâkime 'serbestçe takdir' yetkisi vermektedir. Bu yetkinin, DNA testi gibi bilimsel ve kesin nitelikteki deliller karşısındaki sınırları nelerdir?
HMK m. 198'deki 'delillerin serbestçe takdiri' ilkesi, hâkimin delilleri keyfi olarak veya vicdani kanaatine göre soyut bir şekilde değerlendirebileceği anlamına gelmez. Bu ilke, hâkimin kanunda belirtilenler dışında belirli bir delille bağlı olmamasını ifade eder. Ancak bu serbesti, 'hukukun genel ilkeleri', 'mantık kuralları' ve 'bilimsel veriler' ile sınırlıdır. DNA testi gibi, bilimin kesin veya kesine çok yakın olarak kabul ettiği, objektif ve denetlenebilir sonuçlar üreten bir delil karşısında, hâkimin takdir yetkisi daralır. Hâkim, çok güçlü ve somut bir gerekçe (örneğin, testin usulsüz yapıldığına dair kanıt, zincirin koptuğuna dair şüphe, dosyadaki diğer kesin delillerle bariz çelişki) göstermeksizin, DNA testi sonucunun aksine karar veremez. Böyle bir karar, 'delillerin serbestçe takdiri' değil, 'delillerin keyfi değerlendirilmesi' olur ve Yargıtay tarafından hukuka aykırılık nedeniyle bozulur. Dolayısıyla, bilimsel deliller, hâkimin takdir yetkisini, hukuki ve mantıki gerekçelerle sınırlayan önemli bir çerçeve çizer. (Bkz: HMK m. 198)