Meşru savunmada sınırın aşılmasına ilişkin TCK m. 27/2'nin uygulanabilmesi için, sınırın aşılmasına neden olan 'heyecan, korku veya telaşın' 'mazur görülebilir' olması gerekir. Bu 'mazur görülebilirlik' kriterinin değerlendirilmesinde, failin kendisini kasten bu duruma sokması (örneğin, tehlikeli bir yere bilerek gitmesi) bir rol oynar mı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116875

Evet, önemli bir rol oynar. TCK m. 27/2'deki 'mazur görülebilirlik', bir nevi 'kusursuzluk' hali arar. Fail, kendi kusurlu hareketiyle, öngörülebilir bir şekilde kendisini korku, heyecan veya telaşa kapılacağı bir duruma sokmuşsa, yaşadığı bu psikolojik durum 'mazur görülebilir' olarak kabul edilmeyebilir. Bu, ceza hukukundaki 'haksız tahrik' kurumundaki 'tahrikte haksız olmama' kuralına benzer bir mantıktır. Örneğin, husumetli olduğu bir kişinin bulunduğu bir mekana, çatışma çıkacağını bilerek giden ve çıkan arbedede korkuya kapılarak sınırı aşan bir kişinin durumu, tamamen masum bir şekilde saldırıya uğrayan bir kişinin durumuyla aynı şekilde değerlendirilemez. Hâkim, failin olayın başlangıcındaki kendi kusur durumunu da 'mazur görülebilirlik' kriterini değerlendirirken dikkate alacaktır. Bu, 'actio libera in causa' (sebebinde serbest hareket) ilkesinin dolaylı bir yansımasıdır. (Bu bilgi, metinlerdeki genel ceza hukuku ilkelerinden çıkarılabilecek bir yorumdur.)