Katkı payı alacağı davasında (mal ayrılığı rejimi), 'katkının ispatı' ile 'katkı oranının hesaplanması' aşamaları arasındaki farkı açıklayınız. Katkının varlığı ispatlandığı halde, oranının tam olarak belirlenememesi durumunda hâkim ne yapmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116856

Bu iki aşama birbirinden farklıdır ve farklı delil değerlendirmelerini gerektirir: 1. **Katkının İspatı:** Bu aşamada davacı, diğer eşin malının edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına, para veya para ile ölçülebilen bir değerle (ziynet, miras payı, kendi geliri vb.) bir katkı yaptığını 'ispatlamakla' yükümlüdür. Bu, 'var veya yok' şeklinde bir tespittir. 2. **Katkı Oranının Hesaplanması:** Katkının varlığı ispatlandıktan sonra, bu katkının, malın edinildiği tarihteki toplam değerine oranının ne olduğu hesaplanır. Bu, matematiksel bir işlemdir ve genellikle bilirkişi tarafından yapılır. Katkının varlığı ispatlandığı halde (örneğin, kadının ziynetlerini bozdurduğu tanıkla sabit, ancak tam miktarı belirsiz), oranının tam olarak belirlenememesi durumunda hâkim, davayı reddedemez. TBK'nın 50. maddesinin (eski BK m. 42) kıyasen uygulanmasıyla, 'hakkaniyet' çerçevesinde bir takdirde bulunmalıdır. Hâkim, dosyadaki verileri, tanık beyanlarını, tarafların ekonomik durumunu ve yörenin geleneklerini (takılan ortalama altın miktarı vb.) dikkate alarak, adalete uygun, makul bir katkı oranı belirleyerek alacağa hükmetmelidir. (Bu bilgi verilen metinlerdeki genel ilkelerden çıkarılabilecek bir yorumdur.)