Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin E. 2016/11776 sayılı kararında, davaya konu nakil aracının satılarak tasfiye edilmiş olmasına rağmen, mahkemenin 'sahibine iadesine' karar vermesi neden hukuka aykırı bulunmuştur? Bu durumda mahkemenin ne tür bir karar vermesi gerekirdi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116850

Bu karar, fiili ve hukuki durumu göz ardı ettiği için hukuka aykırı bulunmuştur. Bir malın 'iadesine' karar verilebilmesi için, o malın fiilen mevcut ve iade edilebilir durumda olması gerekir. Olayda, kaçakçılıkta kullanılan nakil aracı, yargılama sırasında idare tarafından satılarak 'tasfiye edilmiştir'. Yani, araç artık mevcut değildir ve mülkiyeti üçüncü bir kişiye geçmiştir. Bu fiili durum karşısında, mahkemenin 'iadesine' karar vermesi, infaz kabiliyeti olmayan, anlamsız bir hükümdür. Mahkemenin bu durumda yapması gereken, aracın satıldığını ve tasfiye edildiğini tespit ederek, iade konusunda 'karar verilmesine yer olmadığına' hükmetmek veya aracın satışından elde edilen 'tasfiye bedelinin' akıbeti hakkında (örneğin müsadere edildiyse Hazine'ye irat kaydı) bir karar vermektir. Mevcut olmayan bir malın iadesine karar verilemez. (Bkz: Yargıtay 7. CD E. 2016/11776 K. 2017/1427)