4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun mal rejimlerine ilişkin hükümleri ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu arasındaki ilişki, TMK m. 5 ve TBK m. 646 uyarınca nasıl tanımlanmıştır? Bu ilişkinin, mal ayrılığı rejiminde 'katkı payı alacağı' davasının hukuki temelini oluşturmadaki rolünü açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116849

TMK m. 5, 'Bu Kanun ve Borçlar Kanununun genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır.' diyerek genel bir ilke koyar. TBK m. 646 ise daha spesifik olarak, 'Bu Kanun, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Beşinci Kitabı olup, onun tamamlayıcısıdır.' diyerek, Borçlar Kanunu'nu Medeni Kanun'un bir 'bütünleyici parçası' (müttemim cüzü) olarak tanımlamıştır. Bu ilişki, mal ayrılığı rejimindeki 'katkı payı alacağı' davasının hukuki temelini oluşturmada kilit bir rol oynamıştır. 743 sayılı eski Medeni Kanun'da, mal ayrılığı rejiminde bir eşin diğerinin malına yaptığı katkının nasıl geri alınacağına dair bir hüküm yoktu. Yargıtay, bu yasal boşluğu, Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerinden (sebepsiz zenginleşme, vekaletsiz iş görme, adi ortaklık vb.) yararlanarak ve bu kanunların Medeni Kanun'un tamamlayıcısı olduğu ilkesine dayanarak doldurmuştur. Böylece, kanunda özel bir düzenleme olmamasına rağmen, Yargıtay içtihatlarıyla 'katkı payı alacağı' kurumu yaratılmış ve bu kurum, Borçlar Kanunu'nun genel prensiplerine dayandırılmıştır. (Bkz: zulkufarslan.av.tr/kadinin-katki-payi-alacagi/, Gerekçe bölümü)