YCGK E. 2016/193 sayılı kararında, iftira suçunun oluşması için sanığın, isnat ettiği fiilin 'hukuka aykırı' olduğunu bilmesinin gerekip gerekmediğini, suçun manevi unsuru (kast) açısından tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116841

İftira suçunun manevi unsuru olan kastın, isnat edilen 'fiilin' kendisine yönelik olması yeterlidir; failin bu fiilin ayrıca 'hukuka aykırı' olduğunu bilmesi gerekmez. TCK m. 267, '...bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi...' demektedir. Burada kastın kapsaması gereken unsur, 'fiilin hukuka aykırılığı' değil, 'fiilin kendisinin işlenmediği' bilgisidir. Yani sanık, mağdurun o fiili (örneğin odun hazırlatma) işlemediğini bilerek, bu fiili ona isnat etmelidir. Sanığın, bu fiilin hukuken 'görevi kötüye kullanma' suçu mu, 'zimmet' suçu mu, yoksa sadece bir 'disiplin suçu' mu olduğunu bilmesi veya hukuki nitelendirmeyi doğru yapması gerekmez. Ceza hukukundaki 'kanunu bilmemek mazeret sayılmaz' (TCK m. 4) ilkesi gereği, failin fiili bilerek ve isteyerek isnat etmesi yeterlidir; bu fiilin hukuki anlamını veya aykırılığını ayrıca bilmesi kastın bir unsuru değildir. Kararda da tartışma, fiilin maddi olarak var olup olmadığı ve sanığın bunu bilip bilmediği üzerinde yoğunlaşmıştır, hukuki nitelendirme bilgisi üzerinde değil. (Bkz: YCGK E. 2016/193 K. 2019/351; TCK m. 267)