Bir nüfus kaydının düzeltilmesi davasında, davacının iddiasını desteklemek için hem tanık beyanları hem de DNA testi delili bulunmaktadır. Hâkim, bu iki delil arasında bir çelişki olması durumunda hangisine üstünlük tanımalıdır ve neden?
Hâkim, bu durumda kesinlikle DNA testi deliline üstünlük tanımalıdır. Bunun temel nedenleri şunlardır: 1. **Delilin Niteliği ve Güvenilirliği:** DNA testi, objektif, bilimsel ve kesinliğe çok yakın sonuçlar veren bir 'kesin delil' niteliğindedir. Tanık beyanları ise, tanığın hafızasına, algısına, dürüstlüğüne ve kişisel ilişkilerine bağlı olan, yanılgıya ve yönlendirmeye açık, 'takdiri bir delil'dir. 2. **Kamu Düzeni ve Maddi Gerçek:** Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davaları, kamu düzeniyle yakından ilgilidir ve mahkemenin amacı, sicili 'maddi gerçeğe' uygun hale getirmektir. DNA testi, biyolojik (maddi) gerçeği neredeyse hatasız bir şekilde ortaya koyarken, tanık beyanları bu kesinliği sağlayamaz. 3. **Yargıtay İçtihatları:** Yargıtay, istikrarlı bir şekilde, soy bağına ilişkin davalarda, tanık beyanları ne kadar güçlü olursa olsun, bilimsel bir delil olan DNA testi sonucuna aykırı karar verilemeyeceğini belirtmektedir. Tanık beyanları, ancak DNA testi gibi kesin bir delilin bulunmadığı veya bu delili desteklediği durumlarda bir anlam ifade eder. Çelişki halinde, bilimsel ve objektif olan delil, sübjektif ve takdiri olan delile üstün tutulmalıdır. (Bkz: Yargıtay 18. HD, 2021/10321 E. 2012/11437 K. sayılı karardaki mantık)