Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin E. 2016/11776 sayılı kararında, sanık hakkında akıl hastalığı (TCK m. 32) şüphesi bulunmasına rağmen, mahkemenin Adli Tıp Kurumu'ndan rapor almadan hüküm kurması neden 'eksik araştırma' olarak nitelendirilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116820

Bu durum, ceza muhakemesinin temel amaçlarından olan 'maddi gerçeğin' araştırılması ilkesinin ihlali ve sanığın cezai ehliyetinin, dolayısıyla kusur yeteneğinin tam olarak tespit edilmemesi nedeniyle 'eksik araştırma' olarak nitelendirilmiştir. Sanığın cezai ehliyetinin olup olmadığı, ceza sorumluluğunun temelini oluşturur. Bir sanığın akıl hastası olup olmadığı, fiilin anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı, özel ve teknik bilgiyi gerektiren, hâkimin kendi başına karar veremeyeceği bir konudur. Bu konuda yetkili ve uzman merci, Adli Tıp Kurumu veya tam teşekküllü ruh ve sinir hastalıkları hastaneleridir. Dosyada, sanığın akıl hastalığına işaret eden bir şüphe (somut olayda kısıtlama kararı ve sağlık kurulu raporu) ortaya çıktığında, mahkeme bu şüpheyi görmezden gelemez. Maddi gerçeğe ulaşmak ve sanığın kusur yeteneğini kesin olarak belirlemek için, zorunlu olarak Adli Tıp Kurumu'ndan rapor almak ve bu rapora göre sanığın hukuki durumunu (TCK m. 32'nin uygulanıp uygulanmayacağını) değerlendirmek zorundadır. Bu yapılmadığında, yargılama eksik kalır ve verilen hüküm sakatlanır. (Bkz: Yargıtay 7. CD E. 2016/11776 K. 2017/1427; TCK m. 32)