Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin sel felaketi kararında muhalif kalan üyenin, sanıkların eyleminin 'bilinçli taksir' olarak kabul edilmesi gerektiği yönündeki görüşünün temel argümanı ne olabilir?
Muhalif üyenin görüşünün temel argümanı, olası kast ile bilinçli taksir arasındaki ayrıma ilişkin klasik 'Frank Formülü'ne veya benzeri teorilere dayanıyor olabilir. Bu görüşe göre: - **Bilinçli taksirde** fail, neticenin gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, kendi yeteneklerine, tecrübesine veya şansına güvenerek 'netice gerçekleşmeyecek' diye düşünür ve hareket eder. Neticenin gerçekleşmesini istemez, ona kayıtsız kalmaz. - **Olası kastta** ise fail, neticenin gerçekleşmesini 'göze alır' ve 'olursa olsun' der. Muhalif üye, sanıkların her ne kadar ağır kusurlu olsalar da, amaçlarının para kazanmak olduğunu, inşa ettikleri bentlerin yıkılıp insanların ölmesini doğrudan istemediklerini, aksine 'bu kadar şiddetli bir sel olmaz, bentler dayanır' gibi bir düşünceyle, yani neticenin gerçekleşmeyeceğine dair (haksız ve temelsiz de olsa) bir 'güvenle' hareket ettiklerini savunmuş olabilir. Bu bakış açısına göre, sanıkların tavrı, neticeyi kabullenmekten (olası kast) ziyade, riski hafife alarak neticenin gerçekleşmeyeceğini ummaktır (bilinçli taksir). Bu, sanıkların iç dünyasına ilişkin bir yorum farkından kaynaklanmaktadır. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/olume-sebep-olan-tabii-afet-mi-yoksa-ihmal-mi)