5237 sayılı TCK, 765 sayılı eski TCK'da yer alan 'şahsi çeviklik suretiyle hırsızlık' suçuna yer vermemiştir. Bu durumun, apartman merdivenleri gibi 'konut eklentilerinde' gerçekleştirilen hırsızlık suçlarının nitelendirilmesi üzerindeki etkisini, Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin E. 2010/31811, K. 2011/6306 sayılı kararındaki mantık çerçevesinde açıklayınız.
Eski TCK'da 'şahsi çeviklik' nitelikli bir hal olarak düzenlenmişti. Yeni TCK ise bunu kaldırmış, TCK m. 142/2-b'de 'özel beceriyle' işlenen hırsızlığı nitelikli hal saymıştır. Ancak Yargıtay, bu 'özel beceri' ifadesinin, maddenin lafzı gereği sadece 'elde veya üstte taşınan eşyaya' yönelik olduğunu kabul etmektedir. Yani, tırmanma, atlama gibi 'kişisel çeviklik' gerektiren eylemler artık TCK m. 142/2-b kapsamında değildir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin kararında da bu durum vurgulanmıştır. Diğer yandan, TCK m. 142/1-d'de 'yol kesmek suretiyle ya da konut veya işyerinde' işlenen hırsızlık nitelikli hal sayılmış, ancak 'eklentiden' bahsedilmemiştir. Kanunilik ilkesi ve kıyas yasağı gereği, kanunda açıkça sayılmayan 'konut eklentisinde' (apartman merdiveni, kömürlük vb.) işlenen hırsızlık, TCK m. 142/1-d kapsamında nitelikli hırsızlık olarak kabul edilemez. Sonuç olarak, bu tür bir eylem, eğer başka bir nitelikli hal (gece vakti, kilit kırma vb.) yoksa, TCK m. 141 uyarınca 'basit hırsızlık' olarak nitelendirilmelidir. (Bkz: Yargıtay 6. CD E. 2010/31811 K. 2011/6306)